Terk Edilen Tesisler

04 Ağustos 2008 Yazan  
Kategori 2008

Sarı D.ERZURUM Gazetesi / 04 Ağustos 2008 

 

İLKÖĞRETİM öğrencilerine Doğu Anadolu’nun ülkemizin tarım ve özellikle de “hayvancılık merkezi” olduğunu belletmekte ısrar ediyorlarsa hâlâ; “Peki o zaman, bizim bakkalın rafları niçin batı illerinde üretilen et, süt, yoğurt ve peynirlerle dolu?” diye soran bir minik zekâya, nasıl açıklayabiliyorlar acaba bu çıplak çelişkiyi, sevgili öğretmenlerimiz?

Doğu’nun bir tarım bölgesi olduğunu; “Klasik Ekonomi Teorisi”nin babalarından Adam Smith’in ‘emek yoğun yöreler tarım, sermeye yoğun yöreler de sanayi bölgesi olarak tanımlanır’ iddiasına dayanarak açıklıyorlardır herhalde, diyeceğim ama… Bu kez de, başka bir minik öğrencinin, “Klasik Ekonomi Teorisi de nedir, Öğretmenim?” diye sorabileceği ihtimali geliyor, aklıma.

Velhasıl, zamanımızın cin gibi öğrencileri karşısında işleri pek zor öğretmenlerimizin…

* * *

TURGAY İpek’in haberine göre (DHA), işadamlarımızdan Tevfik Fikret Oral, Avrupa standartlarındaki et entegre tesislerinin kapısına pek yakında niçin kilit vurmak zorunda kalacaklarını açıklarken; bir zamanlar Erzurum’un ülkemizin hayvancılık merkezi olduğunu minik öğrencilerine izah etmeye çalışan ilköğretim öğretmenlerine nadiren bulabilecekleri oldukça tipik bir bilgiyi de sunuyordu:

“-Doksanlı yıllarda, günde ortalama 800 büyükbaş, 6 bine yakın da küçükbaş hayvan kesimi yapıyor; 350 kişi çalıştırıyorduk, Oral Et Entegre Tesisleri’nde. İran Ordusunun, Orta Doğu ülkelerinin büyük bir bölümünün et ihtiyacını Erzurum’dan karşılıyorduk. Erzurum’un 2- 3 bin rakımlı yaylalarında yetiştirilen sağlıklı hayvanları, hijyenik ortamda kesim yaparak iç ve dış satıma sunuyorduk. O lezzetine doyum olmayan etleri komşu ülkelerle paylaşıyor ve bu işten döviz kazanıyorduk. Tesislerin kapısında 400 kadar TIR taşıma için kuyrukta bekliyordu. Özel sektör ile EBK kombinaları arasındaki rekabet, yetiştiricinin yüzünü güldürüyordu. Türkiye’nin en fazla hayvan varlığını elinde bulunduran illerin başında gelen Erzurum’da köylünün tek geçim kapısı hayvancılıktı. Oysa şimdi, bir zamanlar cıvıl cıvıl olan bu tesislerde, maalesef sadece birkaç personel çalışıyor. İşlerliğini korumak için kapasiteyi yüzde 2’ye düşürdük. Bir ayda 100 büyükbaş hayvan ancak kesebiliyoruz. Kendimize ait, soğuk hava sistemli 16 TIR da tesisler gibi çalışamaz oldu. Anlayacağınız, hayvancılık öldü!”

* * *

TEVFİK Fikret Oral’ın feryadına aynen katılıyor; bir kez de biz dillendiriyoruz:

Yatırımcıları Doğu’ya davet edenler, önce Oral Et Entegre Tesisleri gibi kaderine terk edilen üretim haneleri ayağa kaldırsınlar!”